TR21 Trakya 2010-2013 Bölge Planı Özeti

Planlama Yaklaşımı


TR21 Trakya Bölgesinin mevcut ekonomik, sosyal, kültürel ve çevresel yapısı dikkate alınarak, uluslararası ve ulusal gelişmeler doğrultusunda 2010-2013 dönemine ilişkin hazırlanan Bölge Planında vizyon, “sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde, çevreye duyarlı, potansiyellerini değerlendiren, küresel ölçekte rekabet edebilir bir Trakya” olarak belirlenmiştir.

Temel İlkeler

Bu vizyona ulaşılırken aşağıdaki ilkeler temel alınacaktır:

Ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda bütüncül bir yaklaşım esastır.

Katılımcılık güçlendirilerek, toplumsal katkı ve sahiplenmenin sağlanması esastır.

İnsan odaklı bir gelişme ve yönetim anlayışı esastır.

Doğal ve kültürel varlıklar ile çevrenin gelecek nesilleri de dikkate alan bir anlayış içinde korunması esastır.

Toplumsal yapımızın ve bütünlüğümüzün ortak miras ve paylaşılan değerler çerçevesinde güçlendirilmesi esastır.

Kamusal hizmet sunumunda; şeffaflık, hesap verebilirlik, katılımcılık, verimlilik ve vatandaş memnuniyeti esastır.

Projeler hazırlanırken kaynak kısıtı göz önünde bulundurularak önceliklendirme yapılacaktır.

Uygulamanın vatandaşa en yakın birimlerce yapılması esastır.

Hazırlık Süreci ve Yöntem

TR21 Trakya Bölge Planı hazırlık sürecindeki tüm çalışmaların koordinasyonu Trakya Kalkınma Ajansı uzmanları tarafından yürütülmüş olup, çalışmalarda DPT Müsteşarlığı tarafından hazırlanan “Bölge Planı Kılavuzu Taslağı” referans alınmıştır.

Hazırlık sürecinin başında sekiz çalışma alanı tespit edilmiş ve bu alanları kapsayacak çalışma komisyonları oluşturulmuştur. Söz konusu komisyonlar şu şekilde sıralanabilir: Altyapı (Fiziki Altyapı, Eğitim ve Sağlık Altyapısı), Bilişim ve Teknoloji, Çevre ve Orman, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Kültür ve Turizm, Sanayi ve Ticaret, Tarım ve Hayvancılık, Ulaştırma ve Lojistik. 

Planlama sürecinin ilk aşamasında Kalkınma Kurulu üyeleri ile komisyon bazında GZFT (Güçlü – Zayıf Yönler, Fırsatlar – Tehditler) analizi gerçekleştirilmiş ve vizyon çalışmaları yapılmıştır. Akabinde, komisyonlar Planının dayanağını oluşturacak olan mevcut durum raporlarını hazırlamaya başlamışlardır. Farklı komisyonlar tarafından hazırlanan raporlar konsolide edilerek oluşturulan “TR21 Trakya Bölgesi Mevcut Durum Raporu” ilk taslağı,  Yönetim Kurulu üyelerinin ve odak grup çalışmalarına katılan paydaşların görüş ve önerilerine sunulmuştur. 

GZFT analizlerinin genişletilmesine ve stratejik amaç, öncelik ve eylemlerin belirlenmesine yönelik olarak organize edilen odak grup çalışmaları ise, Planının hazırlanmasında katılımcılığın üst seviyede gerçekleşmesine katkıda bulunmuştur.

Komisyonların teşkil edildiği alanlara ilişkin sorunların ve çözüm önerilerinin Bölge paydaşları ile birlikte belirlenmesi amacı ile Ajansın faaliyet gösterdiği Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli illerinde 26 odak grup çalışması gerçekleştirilmiştir. Odak grup çalışmalarına toplamda 277 kişi iştirak etmiştir. Söz konusu toplantılara Kalkınma Kurulu üyelerinin yanı sıra kamu kurumlarından, valiliklerden, il, ilçe ve belde belediyelerinden, ticaret ve sanayi odalarından, Bölge üniversitelerinden, üretici örgütlerinden, sivil toplum kuruluşlarından ve özel sektörden temsilciler davet edilmiş ve planlama sürecine katılımları sağlanmıştır.

Odak grup toplantılarının paralelinde, hazırlık sürecinde görüşlerinin alınmasına ihtiyaç duyulan kişi, kurum ve kuruluşlar ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda, farklı komisyon alanlarında çalışan toplam 192 kişi ile görüşülmüştür. Bununla birlikte Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli illeri İl Genel Meclislerinde toplamda 61 il genel meclisi üyesinin iştirak ettiği toplantılar gerçekleştirilmiştir.

Ayrıca, toplantılara katılamayan ya da ziyaret edilemeyen kişi, kurum ve kuruluşların da görüş ve önerilerinin alınabilmesi amacı ile Ajans internet sitesi üzerinden doldurulabilen bir anket çalışması yapılmıştır. Söz konusu anketler, odak grup toplantılarına katılım gösterenlerce de doldurulmuş, toplamda 214 paydaşın görüşü alınmıştır.   

Bölge planı hazırlık çalışmalarının her aşamasında Yönetim Kurulu’nun görüş ve önerilerine başvurulmuş, stratejilerin belirlenmesinin ardından 2010 yılı için öncelik verilecek alanlar ve alt öncelikler, Yönetim Kurulu’nun tavsiye ve önerileri doğrultusunda nihai halini almıştır. Bölge planı çalışmaları sonunda elde edilen taslak metin ise, Ajansın internet sitesinde yayınlanarak, tüm kamuoyu ile paylaşılmıştır.

Bölgenin Tanımlanması

İstatistikî Bölge Birimleri Sınıflandırmasına göre, TR21 Trakya Bölgesi Tekirdağ (TR211), Edirne (TR212) ve Kırklareli (TR213) illerini kapsamaktadır. Bölgede toplam 83 belediye, 26 ilçe ve 678 köy bulunmaktadır. Yüzölçümü (göller hariç) 18.665 km2’dir. Nüfusu 2009 yılı itibariyle 1.511.952’dir.


Türkiye toplam yüzölçümünün %2.4’üne sahip olan TR21 Trakya Bölgesinin Türkiye nüfusundan aldığı pay, 1965 yılında %2.7 iken 2009 yılında bu oran %2.1’e düşmüştür. Bölge, Türkiye geneline kıyasla daha düşük nüfus yoğunluğuna sahiptir. Bununla birlikte, sanayinin geliştiği bölgelerde ve Ergene Havzası’nın içinde nüfus yoğunluğu artarken, sanayinin görece daha az yoğun olduğu Batı ve Kuzey bölgelerinde nüfus yoğunluğu düşmektedir.


Bölgedeki işgücü arzının sanayinin talebinden daha az olması, diğer bölgelerden göç alınmasına neden olmuştur. Sonuç olarak Çorlu, Çerkezköy ve Lüleburgaz gibi sanayi bölgelerinde çeşitli bölgelerden gelen farklı kültürlere sahip bir nüfus oluşmuştur. TR21 Trakya Bölgesinin sosyal uyum yapısına ilişkin olarak üç temel karakteristiğinden söz edilebilir. Bunlardan birincisi, sınır bölgelerine sahip oluşudur. İkincisi, Bölgenin ekonomik ve sosyal entegrasyon problemleri ile karşı karşıya olan çeşitli dezavantajlı gruplara sahip olmasıdır. Üçüncüsü ise, sanayi bölgelerinin yoğun göç almasıdır. Bu üç temel karakteristik esas alınarak, Bölgenin sosyal ve beşeri yapısının geliştirilmesi, toplumsal entegrasyon ve dayanışmanın ön planda olması gerekmektedir.


Bölgenin dikkat çeken üç temel karakteristiği söz konusudur. Bunlardan birincisi, tarıma elverişli arazi oranının oldukça yüksek olması iken, ikincisi tarımsal faaliyetlerin yoğunluğudur. Üçüncü karakteristik ise, İstanbul-Çorlu-Lüleburgaz hattı üzerinde D-100 Karayolu etrafında konuşlanmış olan sanayi bölgelerinin önemli bir kısmının Bölge içinde yer almasıdır.


İstihdamın yapısı incelendiğinde, yakın dönemde Bölgede yapısal değişimlerin söz konusu olduğu görülmektedir. TR21 Trakya Bölgesinde 2004 yılında tarımdaki istihdamın payı %34.2 iken 2008 yılında bu oran %20.2’ye düşmüştür. İstihdamda tarımın azalan payı sanayi ve hizmet sektöründeki artış ile karşılanmıştır.


Sanayinin Bölge içinde Çorlu ve Çerkezköy’den başlayıp Muratlı ve Lüleburgaz’a kadar uzanan D-100 Karayolu etrafında yoğunlaşması ve belirtilen bölgeler dışındaki yerlerde tarımsal üretimin önemini koruyarak devam etmesi, Bölgede ikili bir heterojen sosyo-ekonomik yapının oluşması ile sonuçlanmıştır.


Bölge ekonomisi genel olarak analiz edildiğinde, 2006 yılında yaratılan gelirin içinde tarımın payının %12.5, sanayinin payının %34 ve hizmet sektörünün payının ise %53.5 olduğu görülmektedir. Tarımsal ve sınai üretiminde Türkiye ortalamasının üzerinde bulunan Bölge, hizmetler sektöründe %10 oranında altta yer almaktadır. Tarımsal üretimden elde edilen gelir, 2004-2006 dönemi arasında sabit kalırken sanayiden elde edilen gelir %46 büyümüş, hizmet sektöründen elde edilen gelir ise %50 artış göstermiştir.


Bölge genelinde özellikle tarıma dayalı sanayide yüksek bir yatırım potansiyeli dikkat çekmekte olup, bunu sırasıyla konfeksiyon sektörü, makine sanayi ve elektrik-elektronik sektörü takip etmektedir. Bu doğrultuda, sanayi alanında tekstil, gıda ve deri işlemenin öne çıkan sektörler olduğu söylenebilir. Ayrıca, tarım ve tarıma dayalı sanayi açısından da Bölge, doğal bir kümelenmeye ev sahipliği yapmaktadır. Bölgenin önemli tarım ürünleri olan buğday, ayçiçeği, çeltik ve süte karşılık un ve unlu ürünler, yağ, pirinç ve süt ürünleri sanayileri gelişmiştir.


Bölge işletmelerinin (tarımsal ve endüstriyel) temel sorunlarından bir diğeri markalaşma eksikliğidir. İşletmelerin ulusal ve uluslararası düzeyde rekabet güçlerini arttırmalarını sağlayacak en önemli tedbirlerden biri markalaşma faaliyetlerinin hız kazanması olacaktır. Buna bağlı olarak, Bölgede çevreye duyarlı, ileri teknoloji kullanan ve katma değeri yüksek üretim yapan bir işletme yapısı öncelikli hedefleri teşkil etmektedir.


Tarımsal üretim incelendiğinde ise, Bölgenin gerek iklim ve toprak koşullarına gerekse sulama olanaklarının geliştirilmesine bağlı olarak, her tür tarımsal faaliyete olanak tanıyabileceği görülmektedir. Mevcut durum itibariyle, TR21 Trakya Bölgesi ayçiçeği ve çeltikte ülke üretiminin yarısından fazlasını karşılamaktadır. Ayrıca, stratejik bir ürün olan buğday üretiminde de yüksek verimiyle dikkat çekmektedir. Katma değeri yüksek ürünler ile üretim çeşitliliğine gidilmesi, Bölge üreticisinin gelir düzeyini iyileştirmede önemli bir potansiyel sunmaktadır.


TR21 Trakya Bölgesi, büyükbaş hayvancılıkta Türkiye açısından özel bir öneme sahiptir. Bölgede yıllardır başarı ile uygulanan suni tohumlama sonucu, genotip özellikler açısından büyükbaş hayvan varlığında önemli ilerlemeler sağlanmış olup, kültür ve kültür melezi hayvan varlığının toplam hayvan varlığına oranı çok yüksektir.  Bu durumun sonucu olarak Bölge, Türkiye’nin damızlık ambarı olma özelliğine sahip bir bölge olarak değerlendirilmektedir. 


Ekonomik faaliyetlerin bir diğer alanı olan hizmetler sektörü açısından Bölge önemli bir potansiyel sunmaktadır. Bölgenin özellikle kültür-turizm ve lojistik sektörlerinde gelişime çok açık olduğu müşahede edilmektedir. Şöyle ki, TR21 Trakya Bölgesi kültürel çeşitliliği, tarihi zenginliği ve doğal güzellikleri ile kültür ve turizm sahasında kültür turları, doğa sporları, deniz turizmi, agro-eno turizm ve benzeri aktivitelerin yapılmasına uygun koşullar sunmaktadır. Ayrıca, lojistik merkez olma potansiyeline paralel olarak, TR21 Trakya Bölgesi farklı taşıma modlarının kesiştiği bir geçiş bölgesi hüviyetine sahiptir. Avrupa ve İstanbul’a yakınlık, Bölgenin lojistik üs olarak hizmet vermesini sağlayacak önemli avantajlar sunmaktadır. 


TR21 Trakya Bölgesinde enerji kullanımındaki verimliliğin arttırılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılması önemli bir gereksinimdir. Yenilenebilir enerji kaynaklarından rüzgâr enerjisi potansiyeli oldukça yüksektir. Bölgenin yeraltı zenginlikleri açısından ise linyit, manganez ve doğalgaz ön plana çıkmaktadır. Bölgede var olan yüksek kaliteye sahip linyit rezervleri, enerji üretimine katkı sağlayabilecek niteliktedir.


Çevrenin ve doğal kaynakların korunması, TR21 Trakya Bölgesinin en önemli gündem maddelerinden birini oluşturmaktadır. 1980 sonrası plansız olarak yaşanan sanayileşme çevresel sorunlarını ortaya çıkarmış, mevcut durum itibariyle söz konusu yapı ekolojik olarak sürdürülemez hale gelmiştir. Bölgenin en önemli çevre sorunları sırasıyla su kirliliği, hava kirliliği ve atık yönetimidir.


Bu çerçevede kentlerin ve sanayi yoğun alanların atık su arıtma tesisi, katı atık depolama ve bertaraf tesisi gibi altyapı eksikliklerinin giderilmesine ve su kaynaklarını ekonomik kullanan, çevresel duyarlılığı yüksek sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Ayrıca, enerji konusunda ise bir yandan enerji verimliliğinin arttırılarak enerji talebinin azaltılması diğer taraftan Bölgede yenilenebilir enerji kaynakları potansiyelini değerlendiren enerji üretim sistemlerinin geliştirilmesi oldukça önemlidir.


Gelecekte tarım ve sanayi sektörlerinin birbirlerini engelleyen değil, tamamlayan bir işleyişe kavuşturulması sonucunda, çevreye duyarlı sürdürülebilir bir kalkınma süreci içine girilecektir. Bunun yanı sıra, Bölgedeki mevcut potansiyelin hareket geçirilmesi sonucu tarım ve sanayi ile birlikte Bölgenin gelişim lokomotiflerinden biri olarak kültür-turizm ve lojistik sektörleri ön plana çıkacaktır.   


Bu öngörülerin gerçekleşebilmesi için Bölgeye yönelik etkin ve uygulanabilir planların hayata geçirilmesi gerekmektedir. Su kaynaklarının ilgili olan tüm aktörlerin eşgüdümünde etkin olarak yönetilmesi, bölgenin doğal hazinelerinden biri olan tarım arazileri ile sanayi, konut ve turizme yönelik arazi kullanımlarının etkin ve birbirlerini tamamlayıcı bir şekilde planlanması ve etkin tarımsal ürün planlamalarının hayata geçirilmesi, sürdürülebilir kalkınma açısından öne çıkan gereksinimlerdir.


 

Stratejik Amaç 1: Rekabet Gücünün Arttırılması

TR21 Trakya Bölgesinin, sahip olduğu avantajları ve potansiyelleri değere çevirerek, markaları ve rekabetçi üretim yapısıyla, tanınan bir bölge konumuna gelmesi amaçlanmaktadır.


Bölgenin, İstanbul’a yakınlığı ve Avrupa ile ana ulaşım bağlantıları üzerinde olması, Türkiye’nin diğer bölgelerine göre görece nitelikli işgücüne, İstanbul’da yoğunlaşan ihtisaslaşmış hizmetlere ve daha iyi altyapıya sahip veya erişebilir olması temel avantajlarını oluşturmuştur. Diğer taraftan verimli Ergene Havzası, Bölgenin temel tarımsal ürünler üretiminde rekabetçi olmasına imkân tanımıştır.


Öte yandan, Bölgede İstanbul’un desantralizasyon eğilimlerine bağlı olarak daha çok düşük teknolojili ve çevreyi kirletici sektörlerin veya üretim aşamalarının Çerkezköy-Çorlu ve Lüleburgaz’da yoğunlaşarak gelişmesine bağlı olarak Bölgede nüfusun artması ile yoğun tarım uygulamaları, çevre kirliliği sorunlarının artmasına neden olmuştur. Bu nedenle, Trakya’nın bundan sonraki gelişme perspektifi; Bölge dışından gelecek daha yüksek teknolojisiyle daha fazla katma değer üreten yatırımlara uygun ortam oluşturmanın yanında, insan kaynaklarını ve sermaye birikimini kendi girişimcisi eliyle harekete geçiren, bununla birlikte çevre sorunlarını ağırlaştırmayan bir ekonomiye dönüşümü gözetmek durumundadır.


Bu çerçevede, Bölgenin Ar-Ge kapasitesinin arttırılması, önemli bir bölümü KOBİ niteliğinde olan işletmelerde yenilikçiliğin yaygınlaştırılması, markalaşma ve standartlara uyum sağlayarak pazarlama gücünün yükseltilmesi önem taşımaktadır. Diğer taraftan, girişimciliğin uyarılmasına yönelik programlarla Bölge kaynakları yeni iş imkânları yaratılması için harekete geçirilecektir.


Bölge dışından yatırımcı cezbetmeye yönelik faaliyetlerde ise yenilik ve teknolojik kapasitesi yüksek, çevreye duyarlı teknolojiler kullanan sektörlere ve firmalara odaklanılacaktır. Tarımsal üretimde, bir yandan Bölgenin su ve toprak kaynakları potansiyeli ile ürün çeşitlendirmesi sağlanarak verimlilik ve katma değer artışı hedeflenirken, diğer taraftan tarım uygulamalarının çevreye daha duyarlı hale getirilmesi hedeflenmektedir. Bölgenin sahip olduğu turizm potansiyelinin daha tanınır olmasının sağlanması yanında alternatif turizme de yönelmek suretiyle sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi esas alınacaktır.


Bölgede İstanbul ile sıkı ilişki içerisinde olan sanayi sektörünün ulaştığı hacim ve edindiği deneyim, lojistik hizmetler konusunda Bölgede bulunan gelişme potansiyeli, tarım ve gıda sektörlerinin ulaştığı gelişme ve örgütlenme düzeyi, kümelenme yaklaşımının benimsenmesi ve yaygınlaştırılması konusunda fırsatlar sunmaktadır. Bu plan döneminde, yukarıda belirtilen temel stratejiler esas alınarak belirlenecek birkaç sektörün, başta İstanbul olmak üzere diğer Bölgelerle ve yakın ülkelerle ilişkileri de göz önünde bulundurularak, rekabetçilik ve kümelenme analizleri gerçekleştirilecek; bu kümelerle ilgili paydaşlara bilgilendirme, teknik destek ve örgütlenme destekleri sunulacak ve kümelerin gelişme stratejileri ortaya konulacaktır. Bu stratejiler, önümüzdeki dönemlerde hazırlanacak bölge plan ve programları için önemli girdiler teşkil edecektir.


Öncelik 1.1. Ar-Ge ve inovasyon kültürü ile markalaşmanın yaygınlaştırılması

Öncelik 1.3. Tarımsal yapının iyileştirilmesi

Öncelik 1.4. Ticaretin geliştirilmesi

Öncelik 1.5. Etkili yatırım promosyonuyla özel kesim yatırımlarının arttırılması

Öncelik 1.6. Turizmin geliştirilmesi

Stratejik Amaç 2: Altyapının planlı gelişiminin sağlanması

Bölgenin ulaşım, iletişim ve enerji altyapısının geliştirilmesi Bölgenin kalkınmasının hızlandırılmasının en temel önceliklerinden biridir. Her ne kadar Bölge ülke geneline göre gelişmiş bir altyapıya sahip olsa da, Bölge içi ve dışı ulaşımın sağlanmasında altyapı ve hizmet eksiklerinin kaynaklandığı sorunların minimize edilmesi gerekmektedir.

Ulaşım altyapısı; Bölge içinde oluşturulacak hizmet ve sanayi merkezlerinin gelişimi, üretim-pazarlama sürecinde yerleşmelerin birbirini tamamlayan bir yapıya dönüşümü ve bölge dışı pazarlara erişimin kolaylaştırılması amacıyla “bölge mekânsal analizi” doğrultusunda geliştirilmelidir. Ayrıca Bölgenin sahip olduğu stratejik konum yanında var olan deniz yolu, karayolu, demiryolu ve havayolu ağını güçlendirmesi ve birbirini tamamlar bir yapıya dönüştürmesi Bölgenin lojistik bir üs konumuna yükselmesini hızlandıracaktır.

Üretim faktörleri açısından olduğu kadar yaşam kalitesi açısından da kritik öneme sahip olan enerji altyapısı Bölgede güçlü bir yapıya sahiptir. Bölgede orta vadede üretim dengesini etkileyecek bir enerji arz açığı beklenmemektedir. Ancak enerji iletim altyapısı bakımından yeni kurulan OSB’lerde görülen eksikliklerin giderilmesi gerekmektedir.

Bölgenin yatırımcılar için cazip hale getirilebilmesi için, ulaşım ve enerji altyapısının iyileştirilmesi ve insan kaynaklarının geliştirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, yatırım destek politikaları ile istihdam alanı üreten, yoksulluğu ve gelir dağılımındaki dengesizliği azaltan mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin, yeni sanayilerin ve ekonomik faaliyetlerin desteklenmesi gerekmektedir.

Ayrıca küresel, ulusal ve bölgesel piyasalara ulaşma imkânlarının arttırılması, teknoloji ve enformasyon gibi kaynaklara erişimin kolaylaştırılması, stratejik ve önceliği belirlenmiş teknoloji ağırlıklı kalkınma modellerinin teşvik edilmesi önem arz etmektedir. 

Tüm bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, Bölgenin altyapı imkânlarının geliştirilmesi bölgesel kalkınma için gerekli görülen diğer stratejik öncelikler içinde kilit bir görev üstlenmektedir.


Öncelik 2.1. Ulaşım ve lojistik altyapısının güçlendirilmesi

Öncelik 2.2. Sanayi altyapısının güçlendirilmesi

Öncelik 2.3. Planlı kentsel ve kırsal gelişmenin sağlanması

Stratejik Amaç 3: Çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması

Çevre kirliliğinin önlenmesinde iki etaplı bir yaklaşım benimsenmektedir. İlk etapta kirletici faktörlerin kontrol altına alınarak kirlenmenin yavaşlatılması, sonrasında durdurulması, ikinci etapta ise kirlenmiş kaynakların rehabilite edilmesi ve tekrar topluma ve ekonomiye kazandırılması öngörülmektedir. Bu çerçevede, 2013 yılına kadarki plan döneminde, kirletici faktörlerin kontrol altına alınması yönünde ilk adımların atılması hedeflenmektedir.


Bölgede yoğun olarak gözlenen su kirliliğinin yanında, hava ve toprak kirliliği ile atık yönetimi öncelikli konular olarak ortaya konulmuştur. Söz konusu kirliliğin plansız gelişen sanayi ve kentlerin altyapı eksikliklerinden, yoğun tarım uygulamalarından ve kirletici enerji kaynaklarının kullanılmasından kaynaklandığı görülmektedir. Bu çerçevede, plan döneminde kentlerin atık su arıtma tesisi, katı atık depolama ve bertaraf tesisi gibi altyapı eksikliklerinin giderilmesine; su kaynaklarını ekonomik kullanan, çevresel duyarlılığı yüksek sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasına; enerji konusunda ise bir yandan enerji verimliliğinin arttırılmasına, diğer taraftan Bölgenin başta rüzgâr enerjisi olmak üzere alternatif enerji kaynağı potansiyelini değerlendiren enerji üretim sistemlerinin geliştirilmesine ağırlık verilecektir. Ayrıca, çevre konusunda kurumsal yapının geliştirilmesi, bir yandan kamu kesiminin planlama, uygulama, koordinasyon, izleme ve denetleme işlevlerini, diğer yandan sivil toplumun bilincinin arttırılması, karar alma ve izleme süreçlerinde etkin rol alması hedeflenmektedir.


Çevrenin korunması konusunda sanayi sektöründe izlenecek strateji ve öncelikler, planlı mekânsal organizasyon çerçevesinde altyapının geliştirilmesine yönelik ikinci Stratejik Amaç kapsamında ele alınmaktadır. Bu çerçevede, kısa vadede sanayinin altyapı eksikliklerinin giderilmesi, orta ve uzun vadede ise sanayinin daha yüksek teknolojili ve çevreye duyarlı sektörlere doğru dönüşmesi öngörülmekte olup bu konuda 2013 yılına kadar izlenecek stratejiler de ilgili stratejik amaç altında açıklanmaktadır.


Öncelik 3.1. Toprak ve su kaynaklarını kirletici faktörlerin kontrol altına alınması

Öncelik 3.2. Sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması

Öncelik 3.3. Çevre dostu enerji sistemlerinin yaygınlaştırılması ve enerji verimliliğinin arttırılması

Öncelik 3.4. Çevre alanında kurumsal yapının geliştirilmesi

Stratejik Amaç 4: Sosyal yapı ve beşeri sermayenin geliştirilmesi

Bölgesel gelişme için öngörülen mekansal, ekonomik, ekolojik ve kurumsal stratejik amaçlar beşeri ve sosyal yapının güçlendirilmesi kapsamında çizilen stratejiler ile desteklenmekte ve tamamlanmaktadır. Bu kapsamda üretilen politikaların temel amacı, toplumun tüm kesimlerinin eğitim, sağlık, sosyal hizmetler gibi temel kamu hizmetlerinden etkin bir şekilde yararlanmasının sağlanması ile birlikte gelir dağılımının iyileştirilerek toplumun ekonomik refah düzeyinin yükseltilmesidir. Bu itibarla bu bölümde verilen öncelikler bağımsız birer öncelikten ziyade diğer stratejileri bütünlemekte ve Bölgenin ekonomik ve sosyal gelişmesinde önemli rol oynamaktadır.


Bu kapsamda insan kaynaklarının Bölgenin ihtiyaçları doğrultusunda ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği halinde şekillendirilmesi Bölgede üretimin kalite ve kapasitesinin artışı yanında girişimcilerin Bölgeye çekilmesine de zemin oluşturacaktır. Sanayi ve hizmet üretimlerinin etkin ve verimli bir şekilde yerine getirilirken istihdamında arttırılması için mesleki eğitimin Bölgedeki üniversite, mesleki eğitim kurumları ve sektörel örgütlerle işbirliği halinde yapılandırılması sağlanacaktır.


Beşeri yapının geliştirilmesinde önemli bir unsur olarak dezavantajlı grupların yaşam kalitesinin arttırılması ve bu grupların öncelikle ekonomik ve sosyal hayata katılımları sağlanacaktır.


Bu stratejik amaç altında ifade edilen öncelikler kadar diğer stratejik amaçların etkin bir şekilde yürütülmesi ancak kamuyla birlikte çalışacak güçlü sivil toplum ile mümkündür. Öncelikle sivil toplumunun güçlenerek, kendi alanında toplumu örgütleyebilmesi ve bu şekilde toplumun beklentilerinin daha geniş kesimlerde dile getirilmesi gerekmektedir. Bu itibarla sivil toplum örgütlerinin kurumsallaşmaları yanında yeni sivil toplum örgütlerinin oluşturulması Bölge için stratejik öneme sahiptir.


Öncelik 4.1. İnsan kaynaklarının Bölge ihtiyaçlarına ve potansiyellerine göre geliştirilmesi

Öncelik 4.2. Eğitim ve sağlık hizmetlerin nitelik ve erişilebilirliğinin geliştirilmesi

Öncelik 4.3. Sosyal dayanışmanın ve örgütlenmenin geliştirilmesi

Öncelik 4.4. Dezavantajlı grupların yaşam kalitelerinin arttırılması, ekonomik ve sosyal hayata katılımlarının desteklenmesi

  Yükleniyor...