Bölgenin Tanımlanması

İstatistikî Bölge Birimleri Sınıflandırmasına göre, TR21 Trakya Bölgesi Tekirdağ (TR211), Edirne (TR212) ve Kırklareli (TR213) illerini kapsamaktadır. Bölgede toplam 83 belediye, 26 ilçe ve 678 köy bulunmaktadır. Yüzölçümü (göller hariç) 18.665 km2’dir. Nüfusu 2009 yılı itibariyle 1.511.952’dir.


Türkiye toplam yüzölçümünün %2.4’üne sahip olan TR21 Trakya Bölgesinin Türkiye nüfusundan aldığı pay, 1965 yılında %2.7 iken 2009 yılında bu oran %2.1’e düşmüştür. Bölge, Türkiye geneline kıyasla daha düşük nüfus yoğunluğuna sahiptir. Bununla birlikte, sanayinin geliştiği bölgelerde ve Ergene Havzası’nın içinde nüfus yoğunluğu artarken, sanayinin görece daha az yoğun olduğu Batı ve Kuzey bölgelerinde nüfus yoğunluğu düşmektedir.


Bölgedeki işgücü arzının sanayinin talebinden daha az olması, diğer bölgelerden göç alınmasına neden olmuştur. Sonuç olarak Çorlu, Çerkezköy ve Lüleburgaz gibi sanayi bölgelerinde çeşitli bölgelerden gelen farklı kültürlere sahip bir nüfus oluşmuştur. TR21 Trakya Bölgesinin sosyal uyum yapısına ilişkin olarak üç temel karakteristiğinden söz edilebilir. Bunlardan birincisi, sınır bölgelerine sahip oluşudur. İkincisi, Bölgenin ekonomik ve sosyal entegrasyon problemleri ile karşı karşıya olan çeşitli dezavantajlı gruplara sahip olmasıdır. Üçüncüsü ise, sanayi bölgelerinin yoğun göç almasıdır. Bu üç temel karakteristik esas alınarak, Bölgenin sosyal ve beşeri yapısının geliştirilmesi, toplumsal entegrasyon ve dayanışmanın ön planda olması gerekmektedir.


Bölgenin dikkat çeken üç temel karakteristiği söz konusudur. Bunlardan birincisi, tarıma elverişli arazi oranının oldukça yüksek olması iken, ikincisi tarımsal faaliyetlerin yoğunluğudur. Üçüncü karakteristik ise, İstanbul-Çorlu-Lüleburgaz hattı üzerinde D-100 Karayolu etrafında konuşlanmış olan sanayi bölgelerinin önemli bir kısmının Bölge içinde yer almasıdır.


İstihdamın yapısı incelendiğinde, yakın dönemde Bölgede yapısal değişimlerin söz konusu olduğu görülmektedir. TR21 Trakya Bölgesinde 2004 yılında tarımdaki istihdamın payı %34.2 iken 2008 yılında bu oran %20.2’ye düşmüştür. İstihdamda tarımın azalan payı sanayi ve hizmet sektöründeki artış ile karşılanmıştır.


Sanayinin Bölge içinde Çorlu ve Çerkezköy’den başlayıp Muratlı ve Lüleburgaz’a kadar uzanan D-100 Karayolu etrafında yoğunlaşması ve belirtilen bölgeler dışındaki yerlerde tarımsal üretimin önemini koruyarak devam etmesi, Bölgede ikili bir heterojen sosyo-ekonomik yapının oluşması ile sonuçlanmıştır.


Bölge ekonomisi genel olarak analiz edildiğinde, 2006 yılında yaratılan gelirin içinde tarımın payının %12.5, sanayinin payının %34 ve hizmet sektörünün payının ise %53.5 olduğu görülmektedir. Tarımsal ve sınai üretiminde Türkiye ortalamasının üzerinde bulunan Bölge, hizmetler sektöründe %10 oranında altta yer almaktadır. Tarımsal üretimden elde edilen gelir, 2004-2006 dönemi arasında sabit kalırken sanayiden elde edilen gelir %46 büyümüş, hizmet sektöründen elde edilen gelir ise %50 artış göstermiştir.


Bölge genelinde özellikle tarıma dayalı sanayide yüksek bir yatırım potansiyeli dikkat çekmekte olup, bunu sırasıyla konfeksiyon sektörü, makine sanayi ve elektrik-elektronik sektörü takip etmektedir. Bu doğrultuda, sanayi alanında tekstil, gıda ve deri işlemenin öne çıkan sektörler olduğu söylenebilir. Ayrıca, tarım ve tarıma dayalı sanayi açısından da Bölge, doğal bir kümelenmeye ev sahipliği yapmaktadır. Bölgenin önemli tarım ürünleri olan buğday, ayçiçeği, çeltik ve süte karşılık un ve unlu ürünler, yağ, pirinç ve süt ürünleri sanayileri gelişmiştir.


Bölge işletmelerinin (tarımsal ve endüstriyel) temel sorunlarından bir diğeri markalaşma eksikliğidir. İşletmelerin ulusal ve uluslararası düzeyde rekabet güçlerini arttırmalarını sağlayacak en önemli tedbirlerden biri markalaşma faaliyetlerinin hız kazanması olacaktır. Buna bağlı olarak, Bölgede çevreye duyarlı, ileri teknoloji kullanan ve katma değeri yüksek üretim yapan bir işletme yapısı öncelikli hedefleri teşkil etmektedir.


Tarımsal üretim incelendiğinde ise, Bölgenin gerek iklim ve toprak koşullarına gerekse sulama olanaklarının geliştirilmesine bağlı olarak, her tür tarımsal faaliyete olanak tanıyabileceği görülmektedir. Mevcut durum itibariyle, TR21 Trakya Bölgesi ayçiçeği ve çeltikte ülke üretiminin yarısından fazlasını karşılamaktadır. Ayrıca, stratejik bir ürün olan buğday üretiminde de yüksek verimiyle dikkat çekmektedir. Katma değeri yüksek ürünler ile üretim çeşitliliğine gidilmesi, Bölge üreticisinin gelir düzeyini iyileştirmede önemli bir potansiyel sunmaktadır.


TR21 Trakya Bölgesi, büyükbaş hayvancılıkta Türkiye açısından özel bir öneme sahiptir. Bölgede yıllardır başarı ile uygulanan suni tohumlama sonucu, genotip özellikler açısından büyükbaş hayvan varlığında önemli ilerlemeler sağlanmış olup, kültür ve kültür melezi hayvan varlığının toplam hayvan varlığına oranı çok yüksektir.  Bu durumun sonucu olarak Bölge, Türkiye’nin damızlık ambarı olma özelliğine sahip bir bölge olarak değerlendirilmektedir. 


Ekonomik faaliyetlerin bir diğer alanı olan hizmetler sektörü açısından Bölge önemli bir potansiyel sunmaktadır. Bölgenin özellikle kültür-turizm ve lojistik sektörlerinde gelişime çok açık olduğu müşahede edilmektedir. Şöyle ki, TR21 Trakya Bölgesi kültürel çeşitliliği, tarihi zenginliği ve doğal güzellikleri ile kültür ve turizm sahasında kültür turları, doğa sporları, deniz turizmi, agro-eno turizm ve benzeri aktivitelerin yapılmasına uygun koşullar sunmaktadır. Ayrıca, lojistik merkez olma potansiyeline paralel olarak, TR21 Trakya Bölgesi farklı taşıma modlarının kesiştiği bir geçiş bölgesi hüviyetine sahiptir. Avrupa ve İstanbul’a yakınlık, Bölgenin lojistik üs olarak hizmet vermesini sağlayacak önemli avantajlar sunmaktadır. 


TR21 Trakya Bölgesinde enerji kullanımındaki verimliliğin arttırılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılması önemli bir gereksinimdir. Yenilenebilir enerji kaynaklarından rüzgâr enerjisi potansiyeli oldukça yüksektir. Bölgenin yeraltı zenginlikleri açısından ise linyit, manganez ve doğalgaz ön plana çıkmaktadır. Bölgede var olan yüksek kaliteye sahip linyit rezervleri, enerji üretimine katkı sağlayabilecek niteliktedir.


Çevrenin ve doğal kaynakların korunması, TR21 Trakya Bölgesinin en önemli gündem maddelerinden birini oluşturmaktadır. 1980 sonrası plansız olarak yaşanan sanayileşme çevresel sorunlarını ortaya çıkarmış, mevcut durum itibariyle söz konusu yapı ekolojik olarak sürdürülemez hale gelmiştir. Bölgenin en önemli çevre sorunları sırasıyla su kirliliği, hava kirliliği ve atık yönetimidir.


Bu çerçevede kentlerin ve sanayi yoğun alanların atık su arıtma tesisi, katı atık depolama ve bertaraf tesisi gibi altyapı eksikliklerinin giderilmesine ve su kaynaklarını ekonomik kullanan, çevresel duyarlılığı yüksek sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Ayrıca, enerji konusunda ise bir yandan enerji verimliliğinin arttırılarak enerji talebinin azaltılması diğer taraftan Bölgede yenilenebilir enerji kaynakları potansiyelini değerlendiren enerji üretim sistemlerinin geliştirilmesi oldukça önemlidir.


Gelecekte tarım ve sanayi sektörlerinin birbirlerini engelleyen değil, tamamlayan bir işleyişe kavuşturulması sonucunda, çevreye duyarlı sürdürülebilir bir kalkınma süreci içine girilecektir. Bunun yanı sıra, Bölgedeki mevcut potansiyelin hareket geçirilmesi sonucu tarım ve sanayi ile birlikte Bölgenin gelişim lokomotiflerinden biri olarak kültür-turizm ve lojistik sektörleri ön plana çıkacaktır.   


Bu öngörülerin gerçekleşebilmesi için Bölgeye yönelik etkin ve uygulanabilir planların hayata geçirilmesi gerekmektedir. Su kaynaklarının ilgili olan tüm aktörlerin eşgüdümünde etkin olarak yönetilmesi, bölgenin doğal hazinelerinden biri olan tarım arazileri ile sanayi, konut ve turizme yönelik arazi kullanımlarının etkin ve birbirlerini tamamlayıcı bir şekilde planlanması ve etkin tarımsal ürün planlamalarının hayata geçirilmesi, sürdürülebilir kalkınma açısından öne çıkan gereksinimlerdir.


 

  Yükleniyor...